Dura yazmaktan durakalmaya geçiş, tembelliğin rüyasının gerçeğe dönüşmesi demektir. Evet, ama rüyası kurulan her şeyin gerçeğine ulaşmak insanı mutlu eder mi?
Kişinin hücrelerinden fışkırarak onu yoran tembellik, o kişinin zaten sallantıda olan potansiyelinin yerini derin bir sessizliğin almasına sebep olur. Bu koyu ve hatta siyah sessizliğin içinde saatte 800 metre hızla ilerleyen bir tembel hayvana dönüşen ruhuyla kalan kişinin canı derin derin sıkılmaya başlayacaktır.
Hal böyle olunca birkaç alternatif kalıyor insanın elinde. Bunlardan ilki tembelliğin girdap şeklindeki akışına kapılıp, onunla beraber dönüp durmaktır ki (offf) bu daha da sıkıcı olabilir. İkinci alternatif tembelliğin kaynağına dalıp, oraya bir duvar örerek akışı ve dönüşü durdurmaya çalışmaktır ama bu da DNA’sında tembellik olan kişiler için oldukça zor bir eylemdir. Üçüncü ve orta yolcu alternatif ise hücrelerin tembellik fışkırtmasının geçmesini beklerken, bir taraftan da ufak ufak, zaten kendinden geçmiş ruhunu daha da hırpalamadan, işini yapmak, kitap okumak ve bir şeyler öğrenmeye çalışmaktır.
Sonuçta projeci ağzıyla konuşursak, tembelliği yine bir tür emeklilik rüyasına dönüştürerek, mutluluğa ulaşmak temel hedef olmalıdır. Aksi halde kavga dövüş sona erecektir o kişi için…
Ama siz de iyi bilirsiniz, Jacob’un dediği gibi, “kavga ve dövüşlerden sonra geri sadece gelişim kalır”. Bu nedenle biraz kanın kimseye zararı olmayacaktır.