benden bile bağımsız öyküler

bu blog bağımsız öykülerin uyumadığı yerdir

Temmuz, 2007 için Arşiv

güneş

Yazan: tembellikruyasi Temmuz 26, 2007

sonyas09.jpg

İşte beynimizi pişiren suçlunun tam boy resmi!! Halbuki kendisi bu ara alabildiğine durgun bir dönem yaşıyormuş. Yokmuş fırtınalar, lekeler falan…

Ama şunu söylemeden de geçemeyeceğim eğer “güneş” olmasaydı, bu hayatı yaşamanın ne anlamı olurdu :)

Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | » yorum bırak;

sıradan

Yazan: tembellikruyasi Temmuz 24, 2007

“Neden artık yazamıyorum, bilemiyorum.. Canım istemiyor galiba bu kadar basit. Neden kendimi böyle yaşlı hissediyorum? Belki de hissetmiyorum, gerçekten öyleyim! Neden uykum var çok ama neden hiç rüya göremiyorum? Gözlerim kapanıyor… Zaman beni unutup, gitti sanki. Bense durdum ve durgunluğun içinde boğuluyorum…”

Aslında hiç bir şeyi yoktu ama esas sorunda zaten “hiç bir şeyi” olmaması değil miydi? Aradığı şeyi bulamamıştı, aramayı da bırakıyordu artık. Kendi kendini tekrarlıyordu. İçinden “of”ladı.. Offf… Sıkılmıştı, sıkıcıydı.

Ona bir kadın lazımdı belki de.. Birlikte bir ev kuracak ve gerekirse o evi gene birlikte yıkacakları bir kadın.

“Neyse!!” dedi “Vazgeçtim.. Düşünmek başımı ağrıtıyor, depresyon dizlerimi sızlatıyor. TV seyredeceğim.”

TV kumandasının kırmızı düğmesine bastığı an, onun için bir dönemi bitirdi. Sıkıntının uzun zamandır ustaca tasarladığı blöfünü yemiş, oyundan çekilmiş, potansiyelini masada bırakıp, beynini uyuşturmaya karar vermişti. Aslında biraz dikkatli dinlese başının arkasından bir yerlerden gelen klik! sesini bile duyabilirdi.

Tespiti doğruydu en azından, içinde boğulduğu şey, kendi hareketsizliğiydi…

Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | 3 Yorum »

büyümek..

Yazan: tembellikruyasi Temmuz 11, 2007

anneanneye kanser teşhisi konmuştur ama durum çok da vahim değildir. Işın tedavisi işe yaramaktadır. Sıkıntı her gün Ege Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Servisine gitmektedir. Anne ile anneanne her gün yollanırlar oraya. Yazdır iş güç yoktur. Denir ki anneye bir gün “Sen dinlen bugün ben götüreyin ninemi hastaneye”. Anne gönülsüzce kabul eder, yorulmuştur çünkü gerçekten.
Hastaneye gidilir. Işın tedavisi biter. Doktorla görüşmek gerektiği için, beklenmeye başlanır lakin bir türlü sıra gelmez, doktorun işi bitmez. Sıkılmaya başlanır çok fena oflarır, puflanır. Anneanne sessizce beklemektedir oysa. Ama siz gençsinizdir ya iki dakika duramazsınız yerinizde.
Sonra beklediğiniz doktorun kapısı açılır. Üzerinde rengi güneşten solmuş gri ceketi ve köylü kasketiyle bir amca çıkar dışarı geri geri. Saygısından arkasını dönmemiştir doktora. Sonra yavaşça başı eğik, yüzünü sizden tarafa çevirir. Ve siz görürsünüz ki amcanın burnu yoktur. Seri kanseri midir başka bir şey midir bilemezsiniz ama amcanın burnunun olması gereken yerde siyaha çalan mor renkte bir delik vardır…

O an anladım bana verilen hayatın ve sağlığın değerini.. Beynime kazınan o görüntü, içimi sıkan bütün dertlerin aslında sadece oyun olduğunu öğretti bana..

Burnu yok olmuş bir insanın varlığının karşısında benim ne derdim olabilir ki…

KAVGA ETMEYİN..

Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | » yorum bırak;

cumhuriyet mitingi – izmir

Yazan: tembellikruyasi Temmuz 9, 2007

Burası fotograf galerisi gibi oldu biliyorum ama bu aşağıdaki resmi buraya koymayı bir borç biliyorum kendime…cumhuriyetizmir03ca3.jpg

Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | » yorum bırak;

2012 Olimpiyatları

Yazan: tembellikruyasi Temmuz 6, 2007

london_olympic_stadium.jpg

Bu yukarıda gördüğünüz resim, 2012′de Londra’da yapılacak olimpiyatlarda ana stadyum olarak kullanılacak şahaserin resmidir.  91.000 seyirci kapasitesine sahip olacak bu stadyum..

Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | 1 Yorum »