Yazan: tembellikruyasi Şubat 27, 2007
Hemen kapısının dışında uzanan çiş kokulu koridordan koruyamıyordu odasının incecik duvarları Onu ve rengi kaçmış yeşil duvarları ile uyum içindeki eski mobilyalar ile baş başa olmak, birazcık huzur bulma konusunda hiç yardımcı olmuyordu Ona. Oturduğu yerden karşıdaki boş yatağa bakarken, yeni başlangıçlar yapmanın zorluğunu yoğun biçimde hissetti yeniden. Yeni şehir, yeni insanlar, yeni iş, yeni koşullar ve yeni bir yaşam biçimi… Birçok yeni şeyle karşılaşan tüm insanlar gibiydi aslında, kelimenin tam anlamıyla yalnızdı.
“Yalnız olmayı severim ben bazen, eğer bu durumu ben seçtiysem” demişti bir keresinde. Şimdi ulaşmak için bir seneden fazla çabaladığı amacı Ona ilk olarak yalnızlığı vermişti. Her şeyin daha iyi olacağına dair inancının oluşmadığı ama geleceğinin hiç olmadığı kadar belirgin biçimde önüne serildiği o günlerde, anı yaşarken ve an Ona sadece sıkıntı verirken, buzlu bir camın arkasından hiç çıkamıyor gibiydi.
Oturduğu yerden kalktı. Durup paniğe kapılmak hiçbir zaman Onun tarzı olmamıştı. O bekleyip görenlerdendi. Kotunu ayağına geçirdi, rasgele bir tişört seçti. Sıkıntı, keşif güdüsüne engel değildi. Keşfetmek de bekleyip görmeye engel değildi. Geleceğin neler getireceğini öğrenmek için bekleyip, görmek ve keşfederken gözlerini dört açmaktan başka yol yoktu. (ve o çiş kokan koridorlara sahip yeşil duvarlı konserve kutusundan kurtulmak için de muhtemelen biraz beklemesi gerekecekti…)
Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | 2 Yorum »
Yazan: tembellikruyasi Şubat 20, 2007
Sonsuz bir denizin ortasında
Büyük hayalleri olan
Küçük bir adam
Oltası denizin en büyük balıklarının yavrularının peşinde…
Haftasonlarını seviyordu adam. Çalışmayı sevmiyordu. Ömrünü sadece birlikte olmak istediği şeylerin yanında ve onların uğruna geçirmek istiyordu. Uyanık olmak, uyumamak istiyordu. Ama yapılması gerekenler, yapılmalıydı… Gidilmesi gereken yerlere gidilmeli, durulması gereken yerlerde durulmalıydı.
Adamı aslında geçmiyormuş gibi yaparak kandıran zaman, su gibi akıp geçerken, O, olmak istediği şey olmak için çabalıyordu. Lakin zamanın kandırmacası çok başarılı, Adamın çabaları yetersizdi… Tabi ki bir çözüm bulacaktı. İsteyerek verilmiş sözleri, severek aldığı sorumlulukları vardı. Korkmuyordu sadece biraz tembeldi…
Tembellik diye bir şeyin olmadığını bilen birisi için biraz fazla tembeldi hem de…

Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | » yorum bırak;
Yazan: tembellikruyasi Şubat 16, 2007
tembellik rüyasının bağımsız öykülerini ziyaret edenlerin sayısı 5000 ulaştı. bu vesile ile herkese teşekkür etmek isterim. sağ frame’e koyduğum yeni bir fasiliteyi de bugün kullanıma açtım.. artık e-mail adresini siteye kaydedenler tembellik rüyasındaki gelişmelerden an be an haberdar olacaklar ki zaman çok şey günümüzde. ama her şey değil bunu da unutmayın
bu arada LOST naçizane tavsiyemdir, eğer izlemeyen kaldıysa.. esrarengiz şeyler oluyor o adada. hem de çok esrarengiz şeyler…
Yazı kategorisi: bağımlı tavsiyeler | » yorum bırak;
Yazan: tembellikruyasi Şubat 5, 2007
Usta ve üstat İhsan Oktay Anar’ın “Yavuz Sultan Selim Han Efendimizin Çaldıran Meydan Muharebesi” isimli kısa bir hikayesini bulabileceğiniz post naçizane tavsiyemdir.
Yazı kategorisi: bağımlı tavsiyeler | » yorum bırak;