benden bile bağımsız öyküler

bu blog bağımsız öykülerin uyumadığı yerdir

Kör Bayağı B.4

Yazan: tembellikruyasi Ekim 26, 2006

Zaim oldukça telaşlı bir biçimde Arif’i kolundan çekiştirerek ilerlemeye başladı. Arif’te durumun garipliğinden ne yapacağını şaşırmıştı: “Bak yaaa!!! Ulan bi daha başımıza böyle bi iş gelirse telefona ben bakıcam çünkü sen ne olduğunu da anlatmıyorsun, nedir abi nedir Allah aşkına nedir yani!!!???!!!”. Zaim aniden yüzünde daha da büyük bir korku ifadesiyle durdu. Genç kızı baygın bir halde yaklaşık 200 metre kadar gerilerinde bırakmışlardı. Yada bırakmış olmalıydılar (!). Zaim: “Kıza bak” dedi. Arif’te  arkasına dönüp kızın yattığı yere baktı: “Ne var abi, yatıyo işte kız hala”. Ama Zaim arkasına dönmemişti. Hala dehşet dolu bir ifadeyle önüne bakıyordu: “Evet” dedi ve Arif’in kolundan tutup kendi baktığını yöne çevirdi: “Yatıyo di mi hala?” artık Arif’in de yüzü pek iç açıcı değildi. Kız 100 metre kadar önlerinde, gerilerinde bırakmış olmaları gereken florasan lambanın dibinde yatıyordu. Arif önce önlerinde yatmakta olan kıza baktı. Sonra arkasına döndü sokağın diğer ucunda yatmakta olan aynı kıza baktı. Sonra sokağın geride bırakmış olmaları gereken tüm ayrıntılarının aynı şekilde önlerinde duruyor olduğunu fark etti: ani, şimdi ne demek oluyo bu Zaim? Nedir yani?”. Zaim biraz daha bekledi: “Galiba olan şu abicim” dedi titreyerek: “biz………deyiz” sokakta, çalmakta olan telefonun sesi öyle yüksek bir biçimde yankılandı ki Zaim dahil hiç kimse ağzından çıkan kelimenin ne olduğunu duyamadı. Bu ani telefon sesiyle birlikte ikili önce önlerine sonra arkalarına baktılar çünkü sokağın her iki ucundan da iki ayrı telefon aynı anda çalıyordu: “Tamam” dedi Arif, telefondaki adamla kendisi muhatap olmadığından, gördüklerine rağmen hala biraz daha sakindi. “Şöyle yapıyoruz, ben” dedi ve sokağın karşısını göstererek “Ordakini açıyorum, sen de” arkasını dönüp arka taraftaki kızı göstererek “Sen de o taraftakini. Hadi abi” diyip Zaim’in sırtına vurdu. Zaim koşarak kızın yanına ulaştığında Arif’te ulaşmıştı. Zaim telefonu açmak için Arif’i bekledi. Her ikisi de telefonları aynı anda açtılar. İkisi de aynı anda “Alo!” dediklerinde, birbirlerinin seslerini telefonda duydular. İrkilerek birbirlerine baktılar. Telefondaki sesin keyfineyse diyecek yoktu artık:

“HAHA!! NE O GENÇLER, Bİ ŞEY Mİ OLDU CANINIZI SIKAN?!”     

Zaim Arif’ e, Arif’te Zaim’e bakarken akıllarından geçen elbetteki “Acaba David Lynch filmlerini çekmeye başlamadan önce böyle olaylar mı yaşıyor?” sorusu değildi. Akıllarındaki sorular ve istekler daha çok anne sıcaklığından, yaklaşık 10-15 yıl geride kalmış olması gereken bir “Keşke babam burada olsaydı” isteğinden ve “Şu an okuyor olduğum sure Nas’mı yoksa Fatiha’mı” merakından mütevvelitti(!?). Evet mütevellitti ve bu durum hatların iyice karışmış olduğuna da delaletti(!!?). Ve tabi Zaim’in dikkatinden kaçmayan yeni durum ise telefondaki sesin artık daha da HEYBETLİ VE KORKUTUCU geliyor olduğuydu.

“EVET BEYLER. ARTIK DURUMUN CİDDİYETİNİ HEPİMİZ KAVRADIĞIMIZA GÖRE HANIMEFENDİNİN ÇANTASINI ALIP BANA GETİRMENİZ GEREKTİĞİNİ BİR KEZ DAHA SÖYLEMEK İSTERİM. BU ARADA ARİF”

Arif’in gözleri hayatı boyunca görmediği o ‘fal taşı’ gibi açıldı.

“SEN DE HOŞGELDİN, ZAİM’E OLDUKÇA YARDIMCI OLACAKSIN. AMA BUNDAN SONRA TELEFON GÖRÜŞMELERİNİ ZAİM’LE YAPMAK İSTİYORUM. BENİ CİDDİYE ALMAYAN İNSANLARI SEVMEM.”

Bu sözlerin ardından Arif’in elinde, telefonu tutmaktan kaynaklı oluşmuş o plastik metal karışımı hissiyat kayboldu. Yerini daha yünlü bir hisse bıraktı. Arif eline baktığında elinde bir yün yumağı tutmakta olduğunu gördü. Yün yumağının bir yerinden ise bir ip parçası aşağı doğru uzuyor uzuyordu. Bu ipin nereye gittiği ise Zaim telefonda ki SESle konuşurken Arif’ i oldukça meşgul edecekti.

“ ŞİMDİ ZAİM. SEN VE ARKADAŞIN”

Arif ipin ucunu çekmeye başladı.

“KIZIN ÇANTASINI ALACAKSINIZ. SONRA İLK İŞ”

İpin ucu yerde yatmakta olan kızın saçlarında sonlanıyordu ve Arif merakla ipi çekerek elindeki yün tutamında toplamaya devam etti.

“KAYMAKAMLIĞA GİTMEK OLACAK”

“ Bu saatte mi?”

Arif ipi çektikçe kızın saçları yün yumağında toplanmaya başladı. Arif şaşkınlıkla ipi çekmeye devam etti.

“TABİ ZAİM NE VAR Kİ? DEVLET İHTİYAÇ SAHİBİ VATANDAŞLARI İÇİN GECE GÜNDÜZ DEMEDEN ÇALIŞIR. BUNU UNUTMA SAKIN!!”.

Arif ipi hızlı hızlı çektikçe kızın yüzü de yavaş yavaş Arif’in elinde büyümekte olan yün yumağına toplanmaktaydı ama Arif acaba bu durumu ne zaman anlayacaktı??(?)

“KAYMAKAMLIĞA GİDİP KAYDINIZI YAPTIRACAKSINIZ. SİZ ONLARA KAYIT İÇİN GELDİĞİNİZİ SÖYLEDİĞİNİZDE ONLAR GEREKLİ İŞLEMLERİ YAPACAKTIR. SONRASI İÇİN TEKRAR SENİ ARIYIP DİREKTİFLERİ VERECEĞİM. HAA, BU ARADA. YANLIŞ BİR ŞEY YAPMAYA KALKMAYIN EĞER BENDEN KAÇMAYA KALKIŞIRSANIZ..”

“AAllaaaaaaaaaaah!!!!!!!!” Arif’ten gelen ve Zaim’i irkilten bu acı ve korku dolu çığlık, Arif’in ipin ucunun nereye uzandığını anladığını gösteriyordu.Ve tabi durumun da ciddiyetinin….

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>