benden bile bağımsız öyküler

bu blog bağımsız öykülerin uyumadığı yerdir

Eylül, 2006 için Arşiv

Evrimin sırrı

Yazan: tembellikruyasi Eylül 28, 2006

- Çok büyük bir laf edeceğim biliyorum ama söylenmeliyim. Bundan daha mutlu olabileceğimi sanmıyorum.

-Hayır sevgilim. Olacaksın… Şu andan bir yıl sonra bunu sana sorduğumda “daha mutluyum..” diyeceksin.

Havadaki elektrik o kadar kuvvetliydi ki o an iki sevgilinin çevresini kaplayan boşlukta yeni yaşam formları oluştu ya da varolanlar tekamül ettiler.  Bunların olması garip değildir tabi ki. Sonuçta herkes kabul eder, aşk hayat vermektedir ya da varolan hayatları bir üst kademeye taşımaktadır.

Bu da çok iddialı bir laf olacak ama bir yerlere yazılmalı. İnsan olmak ile melek olmak arasındaki 7 farkın beşi sevgi ile ilgilidir. Diğer ikisi ise bir çift kanada ve bir haleye sahip olmaktır.  Bir çift kanat ve bir hale edinmek ise  hiç de zor değildir çünkü bir çok dükkanda satılmaktadırlar ve yeterince aranırsa bu dükkanlar kolayca bulabilmektedir :)

Ama biliyoruz ki sevgi ya da aşk bulunabilir şeyler olsalar da aranabilir şeyler değillerdir…

- Hayatımdan çıkma…

- Sen benim “Hayatımsın”. İnsan kendi hayatından nasıl çıkabilir?

Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | 3 Yorum »

şarkılar

Yazan: tembellikruyasi Eylül 16, 2006

Genelde öyküleri kulağımda ipod bir şeyler dinlerken yazıyorum. Ama bir kaç şarkı var ki blogdaki öykülerin önemli bir kısmını yazmamı sağlayan birbirinden bağımsız düşüncelerin bir araya gelmelerini sağlıyor.

Placebo – The Bitter End, Apocalyptica – Fade to Black, Audioslave – Like a Stone bu şarkıların en önemlileri. Bunları dinlerken yaptığım işin ve yazdığım şeyin daha çok farkına varıyorum.

Sadece paylaşmak istedim..

Görüşürüz..

Yazı kategorisi: Uncategorized | » yorum bırak;

“gidene kadar, bitene kadar, sonuna kadar”

Yazan: tembellikruyasi Eylül 14, 2006

“Bana kim olduğumu unutturdun ve ben bundan hiç şikayetçi değilim. Senin tenini ve senin düşünceni hissedebilmek her şeyin üstünde” dedi kız.

Her aşk kendine has bir dünya yaratır. Kendine ait bir tarz, bir jargon yaratır. Bunlarla, Aşk, taraflarının hayatını etkiler. Ama, tabiatı gereği, bu etkileme, aşkın şiddetine ve sevginin gücüne göre değişir.

Çocuğun gözleri sevgi ile öyle bir ışıldadı ki yansıması kızın yüzüne düştü. Duyduğu şey, duymayı umduğundan çok daha güzeldi. Hissettikleri şey aşktı.

Gerçek bir aşk onu yaşayanları değiştirme gücüne sahiptir. Çünkü Onun sayesinde iki insan hiç kimsenin arasında oluşamayacak bir ortaklık kurar. Aşk, İnsanın kendisini tamamen karşısındakine açmasını sağlar. Kendinizi birine tamamen açtığınızda ve aynı şekilde kabul edildiğinizde, daha önce hiç varolmayan ve başka türlü asla varolamayacak olan bir şey yaşamaya başlarsınız. Çünkü gerçek aşk sizin bir kısmınızı, canınızı çok da yakmadan, alıp, bir başkasının içine yerleştirir ve artık siz de bir başkasına ev sahipliği yapmaya başlarsınız.

“Ben de yeni biri oldum seninle. Tüm evrenin çevremde toplandığını hissediyorum seninleyken. Bizim olan her şey bana daha çok güç veriyor” dedi çocuk.

Bir aşkın en büyük düşmanıdır tamamen ben olacağım diye diretmek demiştim daha önce ama zaten gerçekten aşıkken, Aşk seni olman gereken gibi kılar.

“Gidene kadar, bitene kadar, sonuna kadar…”*…

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | » yorum bırak;

Martı..

Yazan: tembellikruyasi Eylül 11, 2006

Burası benim şehrim…

İnsanların yaşamayı bıraktığı anlar vardır. O anlarda her şey günbatımı rengindedir. Böyle zamanlarda ben yaşamın kıyısında uçarım. Yapmam gereken günbatımını aşıp, güneşe ulaşabilmektir. Kanatlarımdaki güç tükenene kadar ondan kaçarım. 

Benim şehrimde güneş doğdu artık ya da ben yeteri kadar yükselmeyi başardım sonunda. Renkler kendini buldu. Hiç bir şeyin kıyısında değilim, tam üstündeyim. Dünya tüm ihtişamı ile gözlerimin önünde ve ufuk hiç de ulaşılmaz değil.

Herşeyin iyi gitmesinden korkan herkes gibi, evimi tüm dikkatimle gözlüyorum. Nöbetteyim ama asla yorulmuyorum, asla üzülmüyorum, asla beklemiyorum.

Burası benim şehrim ve sen şehrime hoşgeldin…

turquoise Says:
September 11th, 2006 at 9:49 am e

İki yol vardı önünde.Korkularına yenik düşüp kaçabilirdi ardına bile bakmadan,üzülmeyi göze alamıcak kadar yorgundu. Beyninin iki tarafı arasında söz duellosu başlamıştı. Yenik mi düşecekti korkularına,yoksa diğer taraftaki sesi mi dinleyecekti “peki ya mutlu olursak,nasıl yaşanır bu soruyla sonsuza dek,ya da yaşanır mı?” Artık saplanmıştı ve çırpındıkça gömülüyordu,dalıp gidiyordu gözleri halının ortasına. Kaçıramazdı daha fazla gözlerini, bunu bedenine, kalbine yapmaya hakkı yoktu. Ellerinin hareketini gördü bi anda. Ona doğru gidiyolardı ve engel olamazdı artık. Anladı ki kaçış diye bir şey yokdur. Anladı ki beyninin sevgiyi anlayan tarafı kazanmış. Hiç bir şey için uğraşmasına gerek yoktu, öylesine akıyordu ki önündeki yolda. Yeni bir dünyaya kabul edilmişti ve burayı çok hoş bulmuştu. Artık günbatımları da anlamlıydı,şafak da.Yeniden Varolmanın tadını çıkarmaya başlamanın tam zamanıydı şimdi.

Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | 2 Yorum »

vade

Yazan: tembellikruyasi Eylül 5, 2006

“Biliyorum uzun vadede hepimiz ölmüş olacağız ve uzun vadenin aslında ne kadar uzak olduğunu sadece Tanrı biliyor. Bu yüzden benim sana, bize önerim, kendimizi üzmememiz olacaktır olanlar için. Geçmişin koyu gölgesi giderek şeffaflaşacaktır. Sonunda saçımızdaki birkaç beyaz telden başka bir şey kalmayacaktır geriye.” dedi adam. Kadın onu süzdü. “Haklısın” dedi “Uzun vadede hepimiz ölmüş olacağız ama unutma öyle ya da böyle hepimizin ölümü, kendimize göre, kısa vadede gerçekleşecek. Yine de kalacak birkaç beyaz tele bir itirazım yok, onurla taşırız onları, di mi?” Adam kesin bir biçimde onayladı.

“Orada bir yerlerde beni beklediğini biliyorum” diye devam etti kadın, “ve tabii seni de. Sanırım biraz şansa ihtiyacımız var onları bulabilmek için.” Adam bulunması gerekenin aslında ne olduğundan emin olamasa da bir şeylerin onu beklediği fikrine karşı çıkmadı. her şeyin olması gerekenden farklı olması onu sevindirmişti. Gülümsedi, karşılığını aldı. Kadın oturduğu yerden kalktı. Adamın yanağına bir öpücük kondurdu. O öpücük artık hep orada kalacaktı ama acıya gerek kalmamıştı.

Uzun vadede, kendimizde dahil, kimseyi istediğimiz yerde tutamazsınız ve kısa ya da uzun fark etmez tüm vadelerde yaşamak için, ki siz yaşamak ile yaşamak arasındaki ne gibi bir fark olduğunu bilirsiniz, bunu anlamak gerekir.

Tabii ki, yine, tek istisna gerçek aşktır. O sabittir, insanlar gelir, geçer yüzyıllardır.

 

(Evet doğru tahmin ettiniz benim. 600 yaşındaki Adam…)

Yazı kategorisi: Bağımsız öyküler | » yorum bırak;